Merhaba arkadaşlar , Bugün saat 14.47 civarlarında hanelerimize yepyeni bir ay doğuyor olacak. Boğa burcunda oluşacak bu yeni Ay ile hem global anlamda hemde kişisel bazda yaşam ve konfor alanlarımızdaki değişimlere adım atmaya yönelik girişimlerde bulunabiliriz. Şimdi biraz bu durumun etkilerini açalım. Boğa burcu doğası gereği sabit, ayakları yere sağlam basan, sakin, riskten hoşlanmayan bir toprak elementidir. Bu dönemde maddi güvence arayışımız, rahatımız, konfor ihtiyacımız, güzellik, sanat, estetik, hayata bakışımızda umut ve iyimserlik anlayışımız değişebilir. Zodyak kuşağının ikinci evine sahip Boğa burcu ile eylemlerimizi somut hale dönüştürebiliriz. Finansal konulardaki durumumuzu stabil etme, kendimizi güvence altına alma isteği bu Yeni Ayın ana temalarından biri…
Yeni Ayın oluştuğu saatlerde Başak burcu yükselmekte. Kral ve kraliçe (Ay ve güneş) ışıklarını 9. evden yaymaya başlarken Gökyüzünde oluşan büyük toprak üçgeni Plüton Ay Güneş ve yükselen derecesinde bulunan Şans noktası arasında güçlü bir etkileşim söz konusu… 1, 5 ve 9. Ev konuları bize tüm zorluklara rağmen içinden bulup çıkartabileceğimiz güzelliklere tohum ekmemize olanak sunarak, ayaklarımızı yere sağlam bastıracak yeni zeminler hazırlayacak.Tabiki bu durum uranüsün boğaya geçtikten sonraki zaman içerisinde başlayacağı kanaatindeyim. Hazzın, tutkunun, şehvetin, coşkunun, aşkın sembolizması Venüs yeniayın yöneticisi ve aynı zamanda ikizler burcunda seyahat etmekte, Yeniay haritasının odak noktasında yer alan merkür ise boğada ve birbirlerini ağarlayan bu enerjiyi düşüncelerdeki doyum noktasının ne olduğunu bize anlatmakta. Güneşin, Ayın yanı başında duran Merkür düşüncelerimizin ne ile doyduğuna dikkatleri toplamaya çalışırken sanki bu kez görevi farklı. haydi o halde şimdi soralım kendimize ; düşüncelerimin gerçek doyum noktası nedir ?
Shakespeare’in güzel bir sözünü bu yeniaya uyarlanmış şekilde yazmak istedim “To be or not to be ” Olmak yada olmamak diye tabir edilen bu cümlenin altına yerleştirilmiş subliminal bir mesajla varolma ve varetme sorunlarını insanoğlu olarak deneyimlediğimizi düşünmekteyim. Gerçeklik yasalarına göre bu dünyayı algılayış şeklimiz hepimize göre farklıdır. Mesela ben 1 tostla doyarken diğer taraftaki kişi 3 tostta yese doymuyordur. Zıtlıklarla da dünyayı dengede tuttuğumuz öyle kavramlar varkı benim var etmeye çalıştığımı diğeri yok edebilir. tıpkı yokluk ve varlık olarak algıladığımız durum gibi. Şimdi bunu niye yazdım derseniz boğa burcunun toprak vurgusu ile varlık noktasından yola çıkarak değerlerimizin ne olduğunu bize İlahi sistemde anlatmaya çalışan öyle bir enerjiyi yayıyor ki farkedebilirsek bize sunulan bir bardak suyu içip yola revan oluruz kaldığımız yerden… fakat biz bunu kadersel noktadan ele aldığımızda yaratılmış olan düzenin değişimine ayak uydurmak yerine diretip kendi varlığımızı reddetme yoluna girersek bu dünya bize zindan haline gelir. Gelmesin arkadaşlar !!! Şimdiye kadar hangi acılardan geçmedik, yaşarken kaç kere ölüm deneyimi dediğimiz noktalardan dönmedik? Aramızdan hangimiz çıkıpta diyebilirki ben acıyı tanımıyorum ? Hiç mi eliniz kanamadı hiçmi kalbiniz kırılmadı ? KENDİMİZİ VAR ETMEK İÇİN NELERİ FEDA ETTİK YADA NELERİN İÇİNDEN GEÇTİK. Kaç kere öldük kaç kere dirildik ? Var etmek için tabiri caiz anlamda ölmek gerek, eğerki siz ölememek veya öldürememek noktasındaysanız bu yazdığımı bir kere daha okumanızı tavsiye ediyorum. Borderline dediğimiz bu sınırlarda gezen enerjiyi şimdi terketme zamanı …
Sevgi ve hoş muhabbetle geçireceğiniz bir yeniay olmasını dilerim…
Serap ŞAYLAN